SAFFET ALP KİTABI / YAZAR : MURAT BJEDUĞ

“SAFFET ALP” KİTABI ; Değerli okurlar. Deyim yerindeyse bir solukta okuyabileceğiniz bir kitap. 176 sayfa. Tamamını bir gün içinde okudum.

Kitap her ne kadar bir biyografi  olsa da, 1968 ‘ler de başta ABD olmak üzere tüm dünyayı saran “daha iyi bir dünya” özlemi adına verilen mücadelelerin, Türkiye’ye olan siyasal etkilerini mükemmel bir dil ve üslup ile anlatmış. 


Değerli Okurlar;


Bu gün ülke ve toplum olarak geldiğimiz çöküş ortamı; okumadan, bilmeden, pratiğini yaşamadan, düşünmeden, sadece duygusal ve hissi kararlar almamızdan dolayı oluşan bir kriz ve toplumsal çöküş ortamıdır. Olayları akıl ve mantık süzgecinden geçirip doğruya yönelmek yerine, çok iyi bildiğimizi sandığımız, ama aslında bilmediğimiz ve bilmediğimizi bir türlü kabullenemediğimiz olay ve oluşları yanlış değerlendirmemizden kaynaklanan bir felaketler zincirini günümüzde yaşamaktayız. Türkiye de 1968 devrimci hareketlerden, 2013 Gezi olaylarına kadar “SOL” hareket ve protest fraksiyonların muhafazakâr geniş kitleler tarafından değerlendirilmesi son derece hissi, duygusal, bilgisiz, hatalı ve bunların ötesinde “facia”dır.  


Bu genç insanların hemen hemen hepsi, hayatlarının baharında kendilerini tüm toplumun faydasına ve mensup oldukları ülkenin ( Türkiye’nin bağımsızlığına ) adayıp, hayatlarını bu uğurda bir an bile esirgemeyip, kendilerini fedâ etmişlerdir. Onlar geniş, fakir kitlelerin sürekli ve sistematik olarak uyutulduğu “soyut” kavramlar yerine “somut” tahliller yaparak, deyim yerindeyse Türkiye Kapitalizminin arı kovanına çomak sokmuşlardır. Başta Saffet Alp olmak üzere bu insanlar; son derece nitelikli, zeki, yüksek kişilikli, eşine az rastlanır değerde gerçek devrimci insanlardı. Türkiye de toplumun günümüzde geriye gidişini ve çürüyüşünü düşünürsek, bu insanların o tarihlerde ki ön görülerini ve onların değerlerini daha iyi anlayabiliriz. Bu insanlar sadece kuru bir kahramanlığı ya da maceraperestliği değil, bir geleneği gelecek kuşaklara miras bırakmışlardır : “haklı bir davada asla teslim olmama, asla bir adım geriye adım atmama geleneği”.. Bu sonra ki kuşaklar için gerçekten de bir gelenek haline gelmiştir. 


Saffet Alp, hava kuvvetlerinde savaş pilotu adayı. Son derece karizmatik, yakışıklı ve herkes tarafından çok sevilen bir asker. Çok nezih, temiz bir ailesi var. Aynı zamanda çok iyi bir yüzücü ve profesyonel ud çalıyor. Hava Harp Okulunu birincilikle bitiriyor ancak haksızlık yapılarak, hak etmeyen birine birincilik veriliyor. Saffet Alp, bu sıralarda devrimci düşüncelerle tanışıyor. Bu düşüncelerin bir yansıması olarak Hava Harp Okulunun “Göksenin”adı verilen yıllığına sayfalar dolusu çok özel bir makale yazıyor “Türk Düşünüşünün Batılılaşma Eylemleri İçerisindeki Evrimi” . O sıralarda hava kuvvetleri komutanı general Muhsin Batur dahi bu makaleyi övüyor. Ancak aynı Muhsin Batur, Astsubayların o yıllarda gelir uçurumu ve maaşlarıyla ilgili yaptıkları bir eylem için “karılarınızın arkasına saklanmayın” gibisinden bir ordu komutanının astları için hiç söylememesi gereken aşağılayıcı, genel, kapsayıcı bir hakarette bulunuyor. Bir yandan da dönemin hükümetine ordu içinde sol yapılanmalarla ilgili düzenli raporlar gidiyor. ( Not: Bu gün “fetö” dediğimiz meczup, din yobazı örgütlenmelerin hiç biri, her ne hikmetse rapor edilmiyor ve onların temelleri daha o zamanlarda atılıyor. Rapor edilmediği gibi “kontra gerilla” NATO tipi örgütlenmeler ordunun içine sızdırılıp, maalesef bir iç karışıklığın zemini hazırlanıyor )  


Gördüğünüz gibi Cumhuriyet devrimini daha ileri, daha çağdaş, eşitlikçi bir seviyeye çıkarmak, geliştirmek isteyen aydın, devrimci ve pozitivist ne kadar insan varsa silindir gibi üzerinden geçilmiş ve imha edilmiş. Benim Saffet Alp kitabından anladığım bu. 


Bu arada Saffet Alp ve Kızıldere de bulunan diğer arkadaşlarının birbirleriyle olan kardeşlik ötesi dayanışmaları ve fedakârlıkları eşine az rastlanır türden bir dayanışma. Kitabın yazarı Murat bey, bu devrimci dayanışmayı çok iyi anlatmış. Öyle ki, o dönemi ve olaylarını yaşamış olan başta Saffet Alp’in ailesi ve hava harp okulundan arkadaşları, yaşayan dava arkadaşları olmak üzere kişiler kitabın yazarı tarafından tek tek bulunarak hepsiyle röportajlar gerçekleştirilmiş ve bunlar kitaba dahil edilmiş.. Bunlardan beni en çok etkileyenlerden birisi de Kızıldere operasyonu sırasında çıldıran, cinnet geçiren bir er ve bazuka ile roket atışı yapılma emri verildiği halde bu emri ağırdan alıp, roketleri evin içi yerine, evin önüne ve duvarlarına atan iki çavuş. Ayrıca operasyon bittiğinde evin samanlık bölümüne saklanan Ertuğrul Kürkçü hariç yaşayan bir kişi daha vardı : Saffet Alp. Saffet Alp yaşıyor ve sürünerek kapının önüne geliyor. Orada operasyonu yöneten komutanlardan birisi Saffet Alp’e hakaretler yağdırıyor ve Saffet Alp o ağır yaralı haliyle son gücü ile doğrulup o komutana bir yumruk savuruyor. O esnada Saffet Alp’in başına ateş açılıp öldürülüyor. Bununla yetinilmeyip o komutan tarafından kasatura ile Saffet Alp’in öldüğü halde karnı yarılıyor. Bu belli olmasın, anlaşılmasın diye otopside dikiliyor, ailesi bunu tespit ediyor v.s. Operasyonun askeri deneyimi olmayan 10 kişiye karşı 200 kişiyle, ağır makinalı tüfekler ve roket atarla gerçekleştirildiğini ve operasyon bittiğinde bile yaklaşık yarım saat korkudan eve yanaşamadıklarını bilmenizi isterim. Operasyon öncesi Kızıldere de ki evde Mahir Çayan’ların elinde rehine tutulan üç İngiliz teknisyen için ( sözde teknisyen gerçekte deşifre olmuş ajanları) İngiltere’den operasyon izni istenildiğini özellikle belirtmek isterim. İngiltere, Mahirlerin elindeki rehinelerin kendileri için önemli olmadığını ve dolayısıyla operasyon yapılabileceğini söylüyor. Yani İngiltere bu üç vatandaşını resmen gözden çıkarmış. Burada anlaşılması gereken çok önemli bir husus var; şayet İngiltere, “bu üç vatandaşımız bizim için önemlidir, ne yapıp, edip onları sağ olarak kurtarın” deseydi, rehinelerle birlikte Kızıldere de ki devrimci ekipte sağ olarak ele geçebilecekti. Zira küçük bir evde sınırlı bir erzak ve sınırlı bir cephaneyle sıkışıp kalan bu on kişi ancak bir hafta belki daha az süre dayanabilecekti. Buradan şu çıkarımı yapabilirsiniz : O zamanda ve şimdide bu devletin ne kadar bağımsız olduğunu anlayabilirsiniz. 


Sonuç itibariyle 


Kızıldere örneğinde olduğu gibi Türkiye’nin en nitelikli insan kaynağına büyük bir darbe vurulmuş, imha edilmiş ve bu imha 80 darbesiyle pekiştirilip günümüz gerici ve vahşi kapitalist ortamını hazırlamıştır..


Sözlerimi Saffet Alp’in annesinin sözleriyle bitiriyorum: “OĞLUM O HALDE BİLE AMAN DİLEMEDİ ONLARDAN..!!


BU KİTABI SİZLERE ÖNEMLE TAVSİYE EDERİM..!!




Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s