Türk Devrimi ve Türkiye Burjuvazisinde Servetlerin El Değiştirmesi-1

maxresdefault_Fotor_Collage

Sevgili Okurlar

Hangi fikir ve görüşten olursa olsun, Türkiye de yaşayan, başta işçi ve köylüler olmak üzere, belirli bir maaşla emeğini satarak kazananların geçim sıkıntısı ve fakirlik durumları, iktidarlar değişse bile hiç bir şekilde olumlu yönde değişmemektedir. Bu acı ama yadsınamaz bir gerçek.

Bu bağlamda topluma önce, Türk devrimini ve onun ekonomik görüşü “karma ekonomi” ( Solidarist [çatışmacı değil, dayanışmacı] / Korporatist ekonomi[kooperatifçi/sosyal devletçi/Halkçı ] ) sistemini unutturarak, 1945 ve sonrası bir karşı devrim ile bu günkü ucube halini almıştır. ( not: kitap tavsiyesi; Prof.Dr.Cetin Yetkin’in “Karşı Devrim” isimli kitabını önemle tavsiye ederiz)

Türk devriminin esas nûvesini ve serüvenini anlamak için tarihin derinliklerinden gelen sebep,sonuç ilişki ve diyalektiğini bilmek kadar, onun kurulduğu dönemde ki jeopolitiğini anlamak gereklidir. Türkiye Cumhuriyeti iki Dünya arasında kurulmuş ( batı ve doğu) ve bunların arasında köprü görevi gören ve belkide bu coğrafi konumu ile Dünya’nın en önemli ülkesidir. Meseleye bu yönden bakıldığında Türk Devrimi ekibine “Neden Liberal/Kapitalist bir sistem kurmadınız?” ya da “Neden Sosyalist bir sistem kurmadınız?” şeklinde eleştirici sorular yöneltmek tamamen yanlış ve eğer bilinçli soruluyor ise çamur atıcı sorulardır. Ancak eşsiz Türk Devrimine bu çamur yapışmaz. Bana göre ATATÜRK ten sonra en önemli devrim ideoloğu olan Mahmut Esat Bozkurt, Izmir iktisat kongresi, 1923’ten 1945’e kadar yapılan mucizevi atılımlar iyi irdelenmelidir. Bunun yanında 1932 de yayına başlayan “Kadro dergisi ve hareketi” çok iyi araştırılmalıdır. Kadro hareketinde(Kadro dergisi) bulunanların önemli çoğunluğu Marksizmi derinlemesine araştıran, esinlenen ama tamamen bu yola girmeyen kimselerdi ( bu konuda detaylı bilgi için, Haluk Hüsnü Ongar’ın “Türk Devrimi ve Ideolojisi Cilt1” isimli kitabı okumanızı önemle tavsiye ederiz) Kadro hareketinin çalışma ve tespitleri o kadar ilginç ki; onlar kimi marksistlere göre nasyonel sosyalist(faşist), diğer muhafazakârlara göre ise tam tersi Komünist. Bu nedenle Cumhuriyet devrimini tarafsız olarak kavramak isteyenlerin araştırması gereken konuların en önemlileri arasındadır.

Konumuzun özüne dönersek;

Işte Ulu önder ATATÜRK’un Türkiye’ye özgü olan, ne Batı liberal kapitalizmine, ne Asya da başlayan Sovyet Sosyalizmine, ne de gerici doğu mistisizmine benzemeyen bu sistem için söyledikleri; “Türkiye’nin uyguladığı devletçilik sistemi 19. yüzyıldan beri sosyalist teorisyenlerin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye özgü bir sistemdir. Devletçiliğin bizce anlamı şudur; kişilerin özel teşebbüslerini ve kişisel faaliyetlerini esas tutmak; fakat büyük bir ulusun ve geniş bir ülkenin bütün ihtiyaçlarını ve (bu uğurda) pek bir şey yapılmadığını göz önünde tutarak, ülke ekonomisini devletin eline almak. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türk vatanında yüzyıllardan beri kişisel ve özel teşebbüslerle yapılmamış olan şeyleri bir an önce yapmak istedi; ve kısa bir zamanda yapmayı başardı. Bizim takip ettiğimiz bu yol görüldüğü gibi liberalizmden başka bir yoldur.

Bugün haklı olarak kıvanç duyabileceğimiz bütün başarıların sırrı yeni Türkiye devletinin yapısındadır. Türkiye Devleti’nin, bu yeni örgütün dayandığı temeller, nitelik yönünden, kendinden önceki tarihi kurumların temellerinden çok başkadır. Bunun bir kelime ile ifade etmek gerekirse, diyebiliriz ki, yeni Türkiye Devleti bir halk devletidir, halkın devletidir.

Yine

Atatürk 1 Aralık 1921’de Meclis konuşmasında şöyle der:

“Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız. Dolayısıyla her birimizin hakkı vardır. Salahiyeti vardır. Fakat çalışmak sayesinde biz hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve hayatını emek harcamadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içerisinde yeri yoktur, hakkı yoktur. İnsan ancak çalışmakla insan olur.

Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyet-i milliyece mücadeleyi öngören bir mesleği takip eden insanlarız.

Fakat ne yapalım ki, demokrasiye benzemiyormuş. Sosyalizme benzemiyormuş. Hiçbir şeye benzemiyormuş. Efendiler biz benzememekle ve benzetmemekle iftihar etmeliyiz çünkü biz bize benzeriz.

Konu o kadar çok geniş kapsamlı ki ancak biz yine de Türk Devrimi(Cumhuriyet devrimi) ve devrim sonrasında oluşan ve el değiştirip günümüze evrilen burjuvazi hakkında “gerçek” ve tarafsız bilgiler vermeye çalıştık.

Değerli okurlar

Türk Devrimine karşı dünde, bu günde ve belki yarında halkımızın iki kesiminin “iki itirazı” var. “Halkımızın” diyorum; çünkü her ne kadar bizim gibi düşünmese ve bunun ötesi devrim karşıtı olsa bile onları yok sayamayacağız ve buharlaştıramayacağıza göre onlara uygun bir dille bunları anlatmamız lazım. Anlarlar, anlamazlar. Bu bizim son görevimiz. Anlamamakta ısrar ederler ise bu “bindikleri dalı” kesme ve bile bile felakete davet çıkarma, “intihar” demektir.

TURK DEVRIMI (CUMHURIYET DEVRIMI) VE REJIME İTIRAZLAR…

1) Muhafazakâr, “din” temelli itirazlar: Bu itiraz çeşidi; Lâik, çoğulcu, modern ve demokratik bir devlet yerine, kadını her alanda geri plana itip, hükümleri asla değişmeyen 1400 yıl önceki “şer’i” esaslara göre devlet ve toplumun yönetme iddiasıdır. Bu gün bu “ütopya” bile diyemeyeceğimiz din temelli devlet ve toplum yönetme iddiası, günümüzde son on altı senede bile gözümüzün önünde yüzlerce, binlerce örneği ile çürüyüp yok olmuştur. Öyle ki, sadece dört örnek verelim: (a) Suudi Arabistan: Kral ılımlı Islama geçileceğini, peçenin zorunlu olmaktan çıkarıldığını, kadınlara ehliyet yasağının kaldırıldığını, ilk kadın bakanın göreve getirilmesi gibi bir dizi reformu tüm Dünya’nın gözleri önünde açıkladı. (b) Iran: Şii/Şeriat devleti Iran da son on yıldır ve yine son ayaklanmalardan sonra buna benzer reformlar yaptı (c) Mısır: Benim en tehlikeli siyasal islamcı olarak gördüğüm “ihvancılar”(müslüman kardeşler), bir ayağı suudlar/CIA/Mossad tarafından finanse edilen, bir ayağı Türkiye de 90’lı yıllardan itibaren örgütlenen ve Refah/Fazilet partisini bölüp, bir miktar onun içine yuvalanıp taban bulan son derece tehlikeli bir hareket idi. Bu siyasal islamcı grup bu gün Mısır da tüm hatlarıyla çöktü. Bu gün Mısır halkında hiç bir duygusal ve mantıklı bir bağı kalmadı. Bu hareketin başı Mısır da, kolları Türkiye ve ayakları da Kafkasya ve Orta Asya da idi. Çok şükür başı kesildi ve diğer uzuvlarda can çekişerek işlevini yitirdi. ( Bu söylemim, Amerikan destekli darbeci Sisi’yi olumladığım anlamına da gelmez! ) Bu konuda son söz; Mısırlı Marksist iktisat profesörü Samir Amin’in kendi ülkesi Mısır ve dünyada ki tüm siyasal islamcılar için söylediği meşhur sözü sizlere aktarmak isterim; “siyasal islamcılar Mısır da ve tüm dünya da her zaman emperyalistlerin maşası olmuştur”(d) Türkiye: Akp, iktidarını 15Temmuz ve Afrin ile iyice pekiştirip, sonsuza kadar iktidarda kalma umudu ve hırsı ile iyice azgınlaşınca, onu iktidara getiren çekirdek ve kök/ideolojik islamcılarda paralel olarak azgınlaştı. Ancak bu öyle bir hal aldı ki, artık sahibini ısıran azgın bir “pitbul” a dönüştü. Asansör fetvasından, dokuz yaşında çocukla evlenmeye kadar sayamacağımız kadar “sapkın” ve kökeninde erkek egemen, sadece belden aşağı esaslı bir fetva lağımına dönüştü. Bu lağım patladı ve neden olanların üzerine de yağdı. Şimdi burada rahmetli aydın din adamı Yaşar Nuri Öztürk’ün bir sözünü hatırladım; “bir gün bunların üzerine pislik yağacak”. Mecazi anlamda söylenen bu söz, gerçek anlam derinliğinde gerçekleşti. Pislik yağıyor üzerimize. Hak edenlerle beraber, hak etmeyenler üzerine. Şimdi tam bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı artık kontrolden çıkan ve “herkese” zarar vermeye başlayan bu pislik yağmuruna bir şemsiye açmaya çalıştı : “din güncellenmelidir” dedi. Bu söz çok ama çok önemlidir. Bu siyasal alana, devlet ve toplumun yönetilmesine alet edilen siyasal islamın artık tüm hatlarıyla çöktüğünün resmen ilanıdır. ( Bu açıklamanın Suud lardan kısa bir süre sonra gelmesi de manidardır )

2) Sosyalistler’den “bazıları” nın Cumhuriyet devrimi için “burjuva devrim” itirazları:

Sol, zaten kendi içinde bir çok fraksiyona ayrılıp, birbirlerini revizyonist olmakla suçlayan “sol” un bu konuda da görüşleri ayrıdır. Sol’un Atatürk ve Türk devrimi hakkında ki görüşlerini iki kola ayırırsak. Birinci kol; “Sosyalizm maskesi ve takiyyesi altında kendi etnik mensubiyetini faşizm derecesine taşıyıp, kendini Türk düşmanlığı ile var eden silahlı/ külahlı btö ( bölücü terör örgütü ) ve bileşenleri : btö ‘nün ne şimdi, ne de daha ilk kurulduğu 1978 de dahi gerçekte “Sosyalist ve Devrimci” olmadığını görürsünüz. Öcalan ve çekirdek kadrosu örgütü, üstünü kazısan altından faşizm çıkacak şekilde oportünist bir biçimde yönettiler. Sadece üç ana örnek;

A) btö ‘nün sadece kendi içinde çıkarttığı bir dergi ropörtajında, ocalanın Mahir Çayan ile ilgili söyledikleri; “O bir gün olsun kürdistan kelimesini ağzına almadı. Büyük bir devrimci olarak gördüğünüz bu adam bir yönüyle hala Kemalist” … gerçektende, gerçek anlamda Sosyalist olan Kurtuluş/DevGenç/THKP-C geleneği ile özde faşist btö(pkk) nın geleneği aynı gelenek değildir. Ocalan burada bile gizli ırkçılık yaparak sırf “Türk” olduğu için sol’un en baş eğmez, en derin ideologlarından Mahir Çayan’ı içten içe kıskanmış ve çok açıktan olmasa bile onu suçlamaya çalışmıştır. Bir başka örnek: Dhkp/c lideri Dursun Karataş, kendi yoldaşlarını, arkadaşlarını polis istihbarata ihbar ederek, örgütün en değerli merkez komite üyelerinden karadenizli ( Trabzonlu Sinan Kukul’u) ,Bedri Yağan ve daha bir kaç kişinin infaz edilmesine, ölümüne neden olmuştur. Dikkat ederseniz burada bile gizli bir ırkçılık kokusu var (dhkp/c örgüt içi anlaşmazlıklar konusunda daha fazla bilgi için; http://www.nesra.org/devrimci-sol-devrimci-cozum-catismasi/

1970 lerden beri buna benzer örgüt içi anlaşmazlıklar ve fraksiyon bölünmeleri mevcuttur. Bunun için solun tarihini bin küsür sayfa ile iki cilt kitapta anlatan Prof.Dr.Mete Tuncay’ın(kendileri sıkı bir Marksist ve son derece düzeyli ve donanımlı bir adamdır) “Türkiye Solunun tarihi” kitabını ve yine sol cenahtan insanlığını, düzeyini ve engin bilgisini beğendigim Turhan Feyizoğlu’nun “Ibrahim Kaypakkaya” kitabını okumanızı önemle tavsiye ederim.

Bunları uzun uzun niye anlatıyoruz? Bazı alçak adamlar ATATÜRK ve Cumhuriyet devrimine pislik atmadan önce dönüp defalarca aynaya bakmaları gerekmektedir.

B) Daha 1970 lerde DDKO içinde ( devrimci doğu kültür ocakları) içinde yuvalanan bu terörist hareket, 1984 te ilk silahlı eylemini yapana kadar TSK ve halktan önce kendine muhalif olan Kûrtleri ( silahlı, külahlı mücadele şeklini hiç bir şart altında benimsemeyen masum insanları ) hedef almıştır. Barış yanlısı kûrtlerin ileri gelenlerinin hepsini öldürdüler ve sindirdiler. Özellikle bu konuları derinlemesine bilmeyenlerin bilmesi gereken bir başka husus: btö’nün “Zaza” düşmanlığıdır. 1984 te ilk silahlı eylem yapılmadan önce örgüt içinde tüm zazalar tasfiye edildi ve bir daha da asla içlerinde yer almadılar. Böylece btö bölgede tek başına kaldı. ( Dipçe: Bir Zaza olan Yeşil lakaplı Bingöllü kontracı Mahmut Yıldırım isimli kişinin btö ile mücadelesi meşhurdur)

Bunların Cumhuriyet rejimine karşı itirazları; “TSK katliam yapıyor, Ayrımcılık, kültürel baskı, işkence v.s. : Bu gün, bu iddiların neredeyse tamamı çökmüştür. Btö nün elinde bu argümanlar tükenmiştir. Btö artık abd, israil ve avrupa ülkelerinin, yani küresel emperyalizmin kiralık katilliğini üstlenen basit bir cinayet ve uyuşturucu şebekesinden başka bir şey değildir. Sosyalizm makyajı akmış ve altında gizlediği canavar yüzü ortaya çıkmıştır. Elbette ülkemizde ekonomik eşitsizlik, adaletsizlik, hukuksuzluk, baskı ortamı mevcuttur. Ama bu sadece şu veya bu etnik gruba, bölgeye göre değişmemektedir. Türkiye bu cendereden kurtulacak ise Edirneden, Kars’a kadar tüm ulusça kurtulmalıdır.

C) TkpML/Tikko/Mkp/DevSol-Dhkpc/Devrimci karargah/Devrimci komünarlar geleneği:

Tikko liderleri: Garbis Altınoğlu, Armenak Bakırcıyan, Nubar Yalım, Manuel Demir( namı diğer; Baba Erdoğan)

btö içinde de ve bir zamanlar faaliyet gösteren tikko örgütünün liderlerinin ve ileri gelenlerinin neredeyse tamamına yakını Asala terör örgütü ile ilişkileri olan Ermeniler ve diğer bazı etniklerden oluşmakta. Isim ve şecere listesi öyle uzun ki sadece örnek olarak bazılarını yazabildim. Bunlar bir tesadüf olabilir mi? elbette değil. Ancak bu şu anlama da gelmemektedir. Ülkemizde mütedeyyin olarak yaşayan, bunlarla uzaktan, yakından hiç bir organik ve duygusal bağı olmayan Ermeni vatandaşlarımız bu dairenin dışındadır. Kesinlikle “toptan” bir düşmanlık söz konusu değil bizde ki. Ama Türk’lere karşı “toptan” bir düşmanlık var ki “Kimi zaman Sosyalist örgütler , kimi zaman siyasal islamcı örgütler içinde “din ve ideoloji” maskesi altında hep aynı kripto etnikler karşımıza çıkmakta.

“Sonuç itibariyla btö ve bileşenleri, Sosyalizmi bir iktisat bilimi ve ideoloji olarak değil, bunun maskesi altında kullandıkları bir araç olarak görmüşler ve bunun sonucunda da küresel emperyalizmin maşası haline gelen cinayet ve uyuşturucu şebekelerine doğru evrimleşmişlerdir.”

D) Sosyalizmi gerçek anlamda bir iktisat bilimi ve felsefe olarak görüp, emperyalist ülkelerin, istihbarat örgütlerinin güdümüne girmeden resmi parti örgütü altında, gerçek anlamda sahiplenenler ve bunların Türk devrimine itirazları:

Şu anda bunlardan KP (Kömünist parti) ve HKP ( Halkın Kurtuluş Partisi ) ni örnek verebiliriz. Bu kulvarda diğer bazı partileri ise ne örnek verebiliriz, ne de muhatap alıp üzerinde tartışabiliriz. Çünkü legal olsa bile zaman zaman illegal silahlı/külahlı diğer örgütlerle bir geçirgenlikleri ve ilişkileri mevcuttur. Bu iki partinin ise kendi legal kulvarlarında teorik ve ideolojik birikimleri güçlü ve diğer illegal örgütlerle görebildiğim kadarıyla organik bir bağı bulunmamaktadır.

Evet. Bu grupta olanların başlıca itirazı; Türk devrimi ( Türk devrimi demiyorlar, diyemiyorlar; özellikle: Kemal”izm” diyorlar ki kendilerince iyice yerin dibine batırıp kendi ideolojilerini haklı bir pozisyona getirebilsinler. Diyorlar ki; Kemalizm ilerici bir devrimdir. Ancak bir burjuva devrimidir. Saçmalıkta daha da ileri gidip; “Bu günkü gerici akp Türkiyesi, Kemalist devrim yüzünden bu günkü halini almıştır” .

Böyle düşünen yobaz arkadaşlar için söylüyoruz; ( yobazlık sadece dini inançlarda değil kimileri politik görüşlerini de “yobaz” hale getirmektedir) Bizlere “duygusal” davranmayın, Kemalizmi aşın diye telkinde bulunan bazı yobazlar kesinlikle Türk tarihini ve bu toplumu, halkı doğru yorumlayamıyorlar. Kendileri her fırsatta “Bunlar Kemalist zengin elitist” şeklinde ezberlenmiş şablonları ortaya koyuyorlar. Diğer yandan halkın çok büyük ezici çoğunluğunun kendilerine destek vermediği için büyük bir kızgınlıkla; beyinsiz, zombi, gibi bir çok aşağılama ifadesi kullanmaktalar. Peki siz kimsizsiniz? Hiç aynaya baktınız mı? siz bu ülkede aşağıladığınız bu halkın içinde doğmadınız mı ?

KEMALIZM YOK TÜRK DEVRIMI VAR

Kemalizm, daha çok Recep Peker döneminde CHP nin parti programında şekillenen ve 80 darbesi ile bilinçli olarak “kendine düşmanlar yaratan”  bir ideoloji haline gelmiştir. ATATÜRK ve devrim ekibinde ki hiç bir kimse, sağlığında ne yazılı, ne sözlü olarak “Biz Kemalizm diye bir ideoloji kurduk, yazılı kuralları, manifestosu, kitabı şudur” demedi. ( Parti programına Kemalizm’in Atatürk yaşarken geçirilmesi bu gerçeği değiştirmez. Lenin 1917 de devrimi yaptığı ilk anda Komünizm adına bu devrmi yaptı. Ancak Cumhuriyet 1923 de ilan edildiği ilk anda “biz bu devrimi “Kemalizm” adına yaptık denilmedi. Yazıyı doğru anlayınız. Anlatılmak istenen;  “Atatürk yaşarken Kemalizm yoktu” denmesi değil, Atatürk yaşarken ve Cumhuriyet devrimi ( 1923 ) olduktan sonra resmi olarak Kemalizmden bahsedilmiş ve resmi ideoloji ( 1931/1935 ) haline gelmiştir ) Dolayısıyla Türk Devrimi var, Kemalizm ise parti programında ki ideolojidir. Marksizmi araştırdığınız kadar, Türk devrimini araştırsaydınız bu sonuçlara ulaşırdınız.

Kemalizm; radikal islamcıların ve radikal solcuların temcit pilavı gibi ısıtıp, ısıtıp servise koydukları, Türk devrimini dolaylı yoldan ağır bir eleştiriye tabii tutup, güya “aşağılayıp” kendi kendilerini tatmin etmede kullandıkları ve aslında gerçekte var olmayan bir ideoloji. Aslına bakarsanız radikal islamcı ve radikal kimi solcuların en sevdikleri kelimedir “kemalizm” . Bunu bir yumuşak karın bölgesi olarak görüp oradan habire çalışıyorlar. Ancak sadece tek bir noktada hak vermekteyim. ATATÜRK ve o devrim ekibinden sonra özellikle 1945 ve sonrasında “karşı devrim süreci” başlamıştır. CHP nin parti programı “Kemalizm” ideolojisine dönüşmüş ve bu ideolojinin etrafında “elitist” bir sınıf oluşmuştur. Ancak bunun faturasını Türk devrimine, ATATÜRK ve ekibine kesmek akıl ve bilim dışılıktır.

Diyalektik materyalist aklı övüp, sonra da “değişmeyen değişimdir” deyip, ondan sonra da papağan gibi sürekli “Kemalizm” eleştirisi yapmak, müspet akılla pek ilgisi olmayan komik bir durum olsa gerek. Bu duruma ATATÜRK’ün sözlerinden örnek verelim; “eğer bir gün benim sözlerim akıl ve bilimle çelişir ise siz akıl ve bilimi seçin” , “Hayatta en hakiki mûrşit ilimdir, fendir” . Ego’dan tamamen uzak bu sözleri söyleyen Atatürk, radikal islamcılar ve kimi radikal sosyalistler gibi takıntılı değildi. Kendi zamanını fersah fersah aşan, ön görülü bir insandı.

Evet. Gelinen bu süreçte bazı gerçek anlamda kafası çalışan ve tarafsız düşünebilen devrimci insanlar da var ki, halkın ezici bir çoğunluğunda karşılığı olmayan ATATÜRK ve Türk devrimi karşıtlığı söylemlerini biraz yumuşattılar. (Bazı Siyasal islamcılar bile söylem değişikligi kervanına katıldı) Örneğin legal sol cenahta; “Cumhuriyet devrimi (Türk Devrimi) ilerici bir devrimdir. Atatürk ilerici, aydın ve devrimci bir kişiliktir. Ancak Atatürk ve devrim ekibinden sonra, bu devrim zaman içinde bir Burjuva/kapitalist sisteme dönüşmüştür. Bu devrim değişerek ve gelişerek yerini Sosyalist bir sisteme/devrime bırakacaktır..

Evet..Böyle dediklerin de yine de kendi içinde belli bir mantığı var. Bu söylem değişikliği sadece söylemle kalmamış, KP tarihinde ilk defa ( yanılmıyorsam 2016 da ) kongresine tarihinde ilk defa Türk bayrağı ile çıkmıştır. KP bu hareketinden sonra diğer illegal silahlı, külahlı sözde radikal sol örgütler tarafindan KP, revizyonist ve hain ilan edilmiştir. Bir diğer legal Sosyalist parti HKP de yine Cumhuriyet devrimi ve ATATÜRK hakkında son derece saygılı ve ölçülü söylemler içindedir. Bunlar özlerinde ve ana fikirlerinde tabiki değişmese de (değişmesini de beklemeyelim zaten) en azından Cumhuriyet devrimine ve Atatürk’e saygı duyulması gerektiğini kavramış ve bu kıvama gelmiş durumdalar. Nede olsa bunlar siyasal islamcılardan çok daha fazla kültürlü, tahsilli, kafası çalışan ve genel kültürü yüksek insanlardır. Solun Atatürk’e bakış açısını yansıtan, bu ideolojinin yaşayan ideologlarından bu linkten ayrıca okuyunuz not: haber.sol.org tan alınmıştır..

Sonuç itibariyle;

Cumhuriyet ( Türk devrimini ) eleştiren, eleştirinin ötesinde yerden, yere vuran bazı radikal islamcı ve radikal solculara bir çift sözüm var.

Siz yıkmaya çalıştığınız, beğenmediğiniz bu sistemin üzerine ne koydunuz? Hiç bir şey. Bir taş bile koymadınız ve üstüne başarısız oldunuz. 1920 den özelleştirildiği 2018 e kadar üretim yapan bir Alpullu Şeker fabrikası sadece tek bir örnek size. Bu bile Türk Devrimi’nin ne derece başarılı olduğunun somut bir örneğidir. Bu gün, bu halkta siyaseten yüzde bir bile karşılığınız yok ise tümden halk mı suçlu? Ya da sizin deyiminizle “cahil bir zombi” kitle mi? Evet bir zombi kitle mevcut ise de tüm toplumu aynı kategoriye mi sokuyorsunuz? Bu soruları tarafsız olarak, aynaya bakarak kendinize hiç sordunuz mu? Sanmıyorum. Kendinizi Dünya’nın merkezine koyup; “Dünya’nın en aydın, en akıllı” kişileri olarak gördüğünüz için bu durumdasınız. Şimdi bu sözlerim muhatabı olanlara ya acı gelir ya gülüp geçerler. Ancak kabul etsenizde, etmesenizde durumunuz ortada…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s